DİVRİĞİ MASTER PLANI
DUYURULAR / ETKİNLİNKLER
ENDÜSTRİ MİRASIMIZ

DÜNYADA YÜKSELEN DEĞER

ENDÜSTRİ MİRASIMIZ

DİVRİĞİ ENDÜSTRİ MİRASI KORUMA ve YENİDEN

KULLANIM ÖNERİLERİ 

Endüstri mirası kapsamı önemi ve geleceğini uluslar arası kabuller çerçevesinde gündeme getirmeyi hedefleyen bir çalışmadır. Endüstri arkeolojisi disiplini, mimarlık tarihi, teknoloji tarihi, arkeoloji ve koruma boyutları ile 1950’lerde ortaya çıkan yeni bir çalışma alanıdır

Endüstri mirası kapsamında; “madencilik; yel değirmenleri, su çarkları ve buhar

makineleri gibi enerji kaynakları; tekstil, çömlekçilik, cam, yiyecek, içecek yapımı gibi

üretim endüstrileri; yol, köprü, kanal ve demiryolu gibi ulaşım araçları; taşocağı,

tuğla atölyesi, bıçkı fabrikası gibi yapı malzemesi üreten yerler; üretim ve sosyal

tarihin bir parçası olan endüstri işçileri, yöneticiler ve fabrika sahipleri için yapılan

konutlar; gaz, su ve iletişim gibi kamu hizmeti için oluşturulan sistemlerin” incelendiği

ve endüstri ile bağlantılı her alanın bu kapsama girdiği görülmektedir.

Endüstri Mirası kapsamında Divriği bölgesindeki Cumhuriyet dönemi sanayi kuruluşlarını turizme kazandırma çalışmaları yapılmalıdır.

Bu tesislerden bazılarını kısaca inceleyelim:




Divriği madenleri müessesesi

Ticaret Unvanı: Mahdut Mesuliyetli Eti Bank Divriği Demir Madenleri İşletmesi

İdare merkezi: Divriği

Sermayesi: 300.000.- tl

Tesis tarihi: 25-12-1939

İştigal mevzuu: Demir cevheri üretim ve satışı

Divriği demir cevheri tarihinden

*Paris’te 1913 yılında yayınlanan İslam Ansiklopedisi Divriği maddesinde "Dağlarda demir cevheri ve mıknatıs taşı bol miktarda bulunmaktadır” denilmektedir.

*Timur Erzincan’da bulunduğu sırada Divriği’den atlarına nal, askerlerine kılıç yaptırdığı anlatılmaktadır.

*Divriği Tahrir defterinde Ziniski bölgesinde demirci köyünün varlığından bahsedilmektedir.

*Kâtip Çelebinin Cihannüma adlı eserinde Divriği çevresinde demir yataklarından bahsetmektedir.

*1830 yılında gezgin William Ainsworth, Ziniski köyünde demir üretildiğinden bahsetmektedir.

İlkçağ’dan beri yararlanıldığını gösteren tarih verileriyle yer yer rastlanan cüruf kalıntıları, zenginleştirme işlemine tabi tutulmadan kaliteli cevherlerin Divriği ve köylerindeki ilkel ocaklarda eritilip nal, mıh, yapı elemanları, kılıç, bıçak v.b üretildiğini göstermekledir. 

“Anadolu’da Maden” müzesinin kurulması ile bölgenin yaşam kalitesinin yükselmesi, dünyanın ilgisinin bu birikimli coğrafyaya yönlenmesi de sağlanmış olur.

Divriği-Hekimhan Madenleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. Divhan işletmesinin 14 maden sahası ruhsatı ile birlikte %100 kamu hissesinin 28.500.000 dolar karşılığı Ereğli Demir Çelik Fabrikaları A.Ş.ye 7-4-2004 tarihinde özelleştirme idaresi başkanlığı tarafından satışı yapılmıştır.


Cumhuriyet’in örnek maden sitesi cürek

Cürek Yerleşkesi kalkınan Türkiye’ye yeni boyutlar kazandırmak amacıyla kıraç ve sarp bir arazide iş verimliliği için birey ve aile yaşantısının yanı sıra doğaya önem verilip zenginleştirilmesi Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin çalışan ve üreten vatandaşları için en başarılı örneklerdendir.

19 Mayıs 1938 ‘de ilk kazma vurularak işletmeye açılan müessesenin merkezi Cürek Sitesi tamamlanıp 1942’de yönetim buraya taşındıktan, memurlar ve işçiler aileleriyle lojmanlara yerleştikten sonra Cürek’te kısa zamanda ileri bir sosyal ve doğal çevre oluşmuş; bahçeli ev tarzında lojmanlar, spor kulübü, tenis kortu, basketbol, voleybol ve futbol sahaları, yüzme havuzu, oyun ve çocuk bahçeleri, meyve bahçeleri, kapalı ve açık sinemalar, elektrik santrali, merkezi ısıtmalı kalorifer tesisatı, ilkokul, hastane, PTT, istasyon, misafirhane, işçi pavyon ve pansiyonları, market, ayrıca işletmeye ait atölye, garaj, ambar v.s tesisleriyle site modern bir kasaba görünümünü almıştır.

Kuruluş amacı, organizasyonu, Cumhuriyet’in hedeflediği bayındırlık ve çağdaş yaşantının örnek ortamlarından oluşu, planlanışı, yarım yüzyıla yakın işlevselliği dikkate alındığında Cürek; Cumhuriyet tarihimizin anlamlı yapı taşlarından ve öncülüğünü Atatürk’ün yaptığı Anadolu’yu kalkındırma siyasetinin somut örneklerinden teki olarak asla kaybedilmemesi gereken bir değeri ifade etmektedir. Bu değerin önemsenmesiyle burada,21.yüzyıl kültürüne, turizm, çevrecilik, yaz okulu v.b alanlarda hizmet edecek yeni bir organizasyona gidilmesi gerekmektedir.

Avrupa Birliği tarafından İngilizce olarak yayınlanan kültürel mirasların anlatıldığı Europa Nostra adlı derginin 2006 yılı sayısında Cürek yerleşkesi modern endüstri mirasının değerli bir demir madeni merkezi olarak tanıtılmaktadır. Dergi Cürek yerleşkesi ve Cibali sigara fabrikasının yanı sıra; İngiltere, İspanya, İtalya, Macaristan ve Almanya’dan önemli birçok mimari, tarihi ve kültürel eserlerinin tanıtım ve korunmasını geniş olarak anlatmaktadır.

Sivas Koruma Kurulu’nun 25-04-2007 tarih ve 431 nolu kararıyla kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.


Örnek bir kurum Divriği Nuri Demirağ Ortaokulu

Sivas’ta 29.03.1933 tarihinde yapılan Halk Fırkası kongresinde Kaymakam Adil Özelçe şehrin öncelikli ihtiyaçları olan su ve ortaokul meselesini gündeme getirerek Divriği’de bir orta mektep açılması kararı alınmıştır. Bu tarihlerde değerli hemşerimiz Nuri Demirağ Divriği’den de geçecek olan Sivas-Erzurum demiryolu inşaatına başlamış, demir madeninin bulunması ile de Divriği önem kazanmıştı. 1936 yılında uçak sanayi işine giren Nuri Demirağ Divriği’de uçak fabrikası ve gök okulu yapımına başlamış, şehrin ortaokul ihtiyacını yakından bilen Nuri Demirağ gök okulu projesini İstanbul’a naklederek Taşbaşı’nda inşaatına başladığı gök okulunu ortaokula çevirerek inşa için 50.000 TL harcayarak, bütün ihtiyaçlarını da temin ettikten sonra iyi bir eğitim kadrosu verilmek kaydıyla okulu Maarif Vekâletine devretmiştir.

1938 yılında Türkiye’de mevcut 116 ortaokul vardı bunların 25 tanesi İstanbul’dadır. Sivas vilayetinde sadece Divriği’de ortaokul açılmıştı.

Halen Meslek Lisesi olarak hizmet veren okulun eklentilerinden arındırılarak Nuri Demirağ Müzesi ve Divriği tarih ve kültürü araştırmaları merkezi olarak hizmete alınmalıdır.  Bizler eğer bu gün Divriği’ye dönük bir özlem ve çaba içindeysek bu duygularımızın gelişmesinde yine o büyük ve ölümsüz iki insanın Nuri ve Naci Demirağ kardeşlerin bizlere verdikleri vardır. Ruhları şad olsun.


Cumhuriyet ilkokulu

Cumhuriyetin ilanından sonra,1927 de inşa edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren başlatılan imar hareketinin Divriği’deki en güzel örneklerinden biri olması ve taşıdığı mimari özellikler ile bir devri tamamen yansıtmaktadır. Örnek bir restorasyon olarak imece yoluyla 2004 yılında onarılmıştır.

Mekanların taşıdığı estetik değerler, tarihinden gelen manevi önemi, okulun taşıdığı anlam ve eğitimden uygulamaya uzanan çizgide görev yüklenecek bu merkezin burada yapılacak çalışmalar için büyük bir moral ve motivasyon kaynağı olacaktır.

Kayseri Koruma Kurulu tarafından tescil edilmiştir.



Çaltı Suyu Vadisi ve Elektrik Santrali

Çaltı suyunun en uzun kolu Yılanlı Dağı eteklerinden doğarak Akça deresi, Karabel çayını aldıktan sonra Divrik önlerine gelir. Buradan itibaren fevkalade sarp 15 kilometre kadar devam eden oldukça uzun bir boğaz teşkil eder. Bu boğaz arıza itibariyle pek mühim olduğundan ancak tünel ve köprülerle geçilebilmiştir.192 inci kilometreden itibaren boğaz biraz genişleyerek güzergâhta nispeten az arızalı mahallerden geçer. Çaltı suyu güzergâhın 208 inci kilometresinde Fırat ile birleşir. Buraya kadar en uzun kolunun tulü nazarı itibara alınmak şartı ile Çaltı suyu 135 kilometre civarındadır.

1950 li yıllarda iki türbün olarak faaliyete geçen elektrik santralinin ürettiği azami enerji 130 kw. İdi. Santral çevre düzenlemeleri ile birlikte faaliyete geçirilerek kanyon gezisi kapsamında dinlenme tesisi olarak hizmete alınmalıdır. 


Köylerimiz yaşatılmalıdır

Büyük bir bölümü terk edilmiş olan köylerimizin “Köylerimiz yaşatılmalıdır” programı kapsamında pilot köyler koruma altına alınarak maden ocakları, değirmenler, harman makineleri, ev, bahçe ve tarım alanında kullanılan aletlerin endüstri mirası kapsamında yörede korunmasını sağlamalıyız. 


           

   


“Türk işçisinin, Türk mühendisinin, Türk sermayesinin zaferi”

Sivas- Erzurum demiryolu inşası 1933-1939

      Sivas-Erzurum demiryolu hattı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarındaki en önemli eserlerinden biridir. Projenin; büyüklüğü ve teknik özellikleri bir yana ilk defa Türk yatırımcı ve mühendislerinden oluşan bir ekiple gerçekleştirilmesi önemini bir kat daha artırmaktadır.

     Sivas –Erzurum hattının, özellikle Divriği çevresindeki 100 kilometrelik bölümü arazi koşulları nedeniyle zorlukla tamamlanmıştır.1939 yılında Erzurum İstasyonunun açılması nedeniyle hazırlanan kitapta “Bugün lokomotifler ile uzun trenlerimizin kolaylıkla geçmekte oldukları bazı yerlerden bundan birkaç sene evvel bir ameleyi geçirebilmek için aylarca çalışıp bir iz açmak icap etmişti. Atma boğazı gibi iki tarafı şakuli denilebilecek derecede dik yamaçlarla ihata edilmiş dar boğazlardan ilk geçen insanlar muhakkak istikşaf heyetlerimizdi”

Görülüyor ki Sivas-Erzurum hattı; çok mühim yarma ve imlaları, servis yolları, şoseler ve köprüleri, şehirlerde istasyonlar arasında irtibat yolları ve su tesisatı, demir ve betonarme tünelleri, her neviden muazzam imalatı ile bir fen savaşı alanına dönmüş ve iftihara çok layıktır ki, hattın toplam uzunluğu üzerinde ve en geniş ölçüde olmak suretiyle 6 yıl gibi kısa bir zamanda başarılmıştır

    Bir gün, Türk demiryolculuğunun tarihi yazılacak olursa bu harikulade bir efsane gibi şaşılarak okunacaktır. İsmet İnönü’nün söylediği gibi “ Şimendifer zaferi Türk işçisinin, Türk mühendisinin, Türk sermayesinin zaferidir ”

Bütün güzergâh:208 inci kilometrede Fırat’la birleşen Çaltı suyu vadisine tesadüf eden ve 4 kilometre uzunluğunda olan Cürek boğazı ile Fırat’ın kollarından Karasu vadisini teşkil eden ve 12 kilometre uzunluğunda bulunan Pingan boğazı ve bunlardan daha sarp bir teşekküle malik olup 11 kilometre uzunluğunda bulunan ve yeni Karasu vadisini meydana getiren Atma boğazı gibi açılması müşkül üç mühim boğazdan geçmektedir. Bu boğazların 251 inci kilometre nihayetine rastlayan ve Şeytan Köprüsü denilen geçitte, 200-300 metrelik dik kayaların yükseldiği geçitteki genişlikte 4,5 metredir.

Sivas-Erzurum arasında toplam uzunlukları 22422 m. olan 138 adet tünel yapılmıştır.Boğazlar bölgesinde tünellerin sayısı 31 adet toplam uzunlukları ise 9286 metredir.Yirmi iki adet demir köprü kurulmuş ve 5350 ton demir kullanılmıştır. Ayrıca 4 adet beton arma köprü, 6 adet de büyük köprü olmak üzere toplam 971 köprü yapılmıştır.                         

Sivas-Erzincan hızlı tren hattının Zara bölgesinden geçmesi ve Fırat üzerinde yapılacak santrallerle Divriği-Erzincan hattının atıl vaziyete gelmesi nedeniyle bu hattın geçtiği coğrafi bölgenin turizm amaçlı kullanılması gereklidir.

Yukarı Fırat Havzası kapsamında; Sivas-Erzurum demiryolu hattı, boğazlar mıntıkasında kanyon geçişleri, tüneller, köprüler Cumhuriyet’in ilk dönem istasyon yapıları, kanyon turizminde gezi ve konaklama tesisleri olarak hizmete alınmalıdır. Projelerin yapımından bu güne kadar geçirdiği evreleri özetler halinde panolarda bilgilendirmeliyiz. Elimizde kalan malzemelerle açık hava müzesi oluşturmalıyız.

Günümüzde turizm çeşitliliği olarak kullanılmayan demiryolu güzergâhının endüstri mirası kapsamında yeniden işlevlendirilmesi ve bir nostalji hattının bu tarihi güzergahı yaşatması için gerekli adımların atılması gereklidir.

Anekdotlar;

Ayın tarihi : 01-10-1937

Sivas-Erzurum hattında ray ferşiyatının DİVRİK istasyonuna bağlanması münasebetiyle bugün DİVRİK’te büyük bir tören yapılmıştır.

     Tören, bütün DİVRİK’lilerin, civar kasaba ve köylerden gelen binlerce halkın iştirakiyle ve Sivas valisinin huzuru ile olmuş, halk bu vesile ile büyük sevinç tezahüratı yapmıştır.

     Baştanbaşa bayraklarla donanan DİVRİK, bu mutlu hadise dolayısıyla en büyük bayramlarından birini yaşamaktadır.

İbrahim Çavuş, uzun sopasının iki ucundan tutarak, omzuna atmış, çarşıda bağırıyordu:

     Hey, Mühürdar’ın oğlu !.. Ferhat mı oldun da, Şirin’e yol yapmak için, dağları deliyorsun?... Heeey , Mühürdar oğlu !...

Divriği trenden sonra elektriğe de kavuşuyor-Son Posta-9-10-1937

Divriği’ye ilk tren halkın coşkun tezahüratı arasında girmiştir. Hattın açılış töreni 2 Kasımda yapılacak ve hat bundan sonra işleyecektir. Kasabanın trene kavuşması dolayısıyla belediye Sivas’tan gelen heyete ve ameleye büyük bir ziyafet vermiş ve kurbanlar kesmiştir.

     Sivas-Erzurum yolunda bütün kısımlarda inşaat hızla ilerlemektedir.Tren Divriği için en mühim inkişaf amili olacaktır. Divriği yamaçlarında sıralanan büyük ve zengin demir damarlarının bulunduğu Demirdağın üzerinde yapılan maden araştırması çok iyi neticeler vermiştir. Bulunan madenin önümüzdeki yıllarda işletileceği umulmaktadır. Bu maden Sivas-Erzurum hattına bir saat mesafededir. Divriği’nin yetiştirdiği şöhretlerden müteahhit Abdurrahman Naci’nin ağabeyisi müteahhit Nuri Demirağ’ın kasaba orta kültür ihtiyacını karşılamak üzere istasyon civarında yaptırıp bütün ders levazımını tedarik ettikten sonra Kültür Bakanlığına hediye ettiği okulda talebe kayıt ve kabul muamelesine başlanmıştır. Hattın resmi küşadı ile beraber okulun da açılma töreni yapılacak ve tedrisata başlanacaktır. Nuri Demirağ’ın memlekete en büyük hizmetlerinden birisi de Divriği’de kurdurmak istediği büyük tayyare fabrikasıdır. Fabrikanın yerini tespit etmek üzere yapılan araştırma sonunda kasabaya bir saat mesafede bulunan bir yer seçilmiş ve gelecek yıl içersinde inşaata başlanılmasına karar verilmiştir.Kasabanın bugün en mühim ihtiyaçlarından birisi elektrik işidir. Belediye bütçesi kasaba ışık ihtiyacını önlemeye kifayet edemediğinden müteahhit Nuri Demirağ bu mühim işi de düşünmüş ve istasyon yakınında bir değirmen satın alınarak bunun suyu ile büyük bir baraj yapmak ve bu barajdan istihsal edilecek elektrikle kasabayı aydınlatmak kararını vermiştir.

Cemil Demirkale’den Anılar

Divriği’de inşaat ustalığı yapan Cemil Demirkale demiryolu anılarını şöyle anlatıyor: Tünellerin delinmelerini seyrettik. Demiryolu inşaatı bir seferberlik gibi inşaattı. Bir ucu Çetinkaya’da bir ucu Kemah’da durmak yok. Her tünelin her köprünün her menfezin taşeronları ayrı ayrı, kontrolörleri ayrı. Her ustanın başında bir kontrolör dikiliyor.Tüneller dinamitle açılıyordu. Lağım delme ile ölçülerine göre matkabınan taşa delik deliniyor derinliğine göre 50.cm, 1 m, 2 m, 2,5 m derinlikte lağımlar deliniyordu. O deliklere dinamitler doldurulup ateşlenip patlatılıyordu.Lağımcıların matkap denen yuvarlak aletleri vardı. Bunların ağzı çelik ve 3 cm. çapındaydı. Biri matkabı tutuyor biride elinde 5 kiloluk tokmakla matkaba vuruyor oda bir taraftan matkabı döndürüyor vuruyor, döndürüyor vuruyor, o şekilde akşama kadar 2 tane delik delerse iyi bir ustaya yetiyor. Deliğin içinden posasını kaşıkla çekiyorlar öğüterek deliyorlar o işler zor iş idi şimdi nerde. Lağımcı çok 20-30 tane her biri bir taraftan deliyor. Deldikten sonra ateşlenir dışarı çıkar sayarlar eğer yanlış sayarlarsa kaza olurdu. İnsan zayiatı çok oluyordu.Yarmalarda işçiler bellerine iple, halatla ağlanıp o uçurumların üzerinde lağım vurup tokmakla vurup o yarmaları yardılar öyle kolaylıkla yarılmadı o yarmalar, tüneller gibi, ipinen Fırat’a uçuyorlar Atma, Çaltı,Cürek boğazlarında ama yılmadılar usanmadılar fakat yaptılar.

Avrupa ve Türkiye’de endüstri mirasını koruma çalışmaları

Endüstri mirasının, kültürel-mimari miras çerçevesinde dikkate alınması ülkemizde

çok yenidir. Endüstri mirasının gelecek kuşaklara aktarılabilmesi, yapıları uygun bir işlevle kent hayatına kazandırmanın yanı sıra, özgün kimliklerini de korumaya bağlıdır.20 yüzyılda İstanbul’da sayıları 256’yı bulan ve bugün 43’e düşen sanayi yapıları; mimari, tarihi ve teknolojik miras olarak korunması ve yeniden işlevlendirilmesi için Avrupa ülkelerinde yapılan çalışmalar değerlendirilmiş tanıtım amacıyla gezi güzergâhları düzenlenmiştir.

Unesco ve Icomos’un işbirliği ile Türkiye’deki endüstri mirasının korunması için yöntem önerileri dünya endüstri miras listesine kabul edilen endüstri anıt ve sitlerinin neden kabul edildiğini açıklayan raporlar ve değerlendirme ölçütleri tek tek incelenerek, gruplandırılmıştır.

Icomos Türkiye tarafından 2002 yılında İstanbul’da “20. yüzyılın mimari ve endüstri mirasının korunması” konusunda uluslar arası sempozyum düzenlenmiştir.

Endüstri yapıları ve kompleksleri, mimari ve teknik nitelikleri, sosyal ve kültürel verileri ile önemli kaynaklardır. Bu kaynakların belgelenmesi, korunması ve geleceğe aktarılmak üzere yeniden kullanımı, endüstri mirasının çalışma alanı içinde yer almaktadır. Burada en önemli sorunlardan biri, eski teknolojinin yenisi ile sürekli yer değiştirmesidir. Özellikle tek aşamada kurulmayan ve faaliyeti uzun yıllar süren fabrikalar için bu sorun daha önemli düzeydedir. Bu nedenle koruma altına alınan bir fabrikada, sadece son teknolojinin

mevcut olması, dolayısıyla sadece bunun korunabilmesi söz konusu olabilir. Diğer bir sorun da endüstri yapısının işlevini yitirmesi durumunda bakımsızlık, tahribat, gibi sorunlarla karşı kaşıya kalınmasıdır.

Yeni bir alan olmasına rağmen, Avrupa’da bu konudaki ilk çalışmalar 18. yüzyıla dayanır. Son yüzyılda da yaşanan savaşlar nedeniyle tüm mimari miras gibi, endüstri yapılarının da hasar görmesine, bu nedenle yapıları korumak için hızla müzeler kurulmaya başlanmıştır.1950’lerle başlayan çalışmalar artan bir hızla tüm Avrupa ülkelerine yayılmıştır.1985 yılı raporuna göre, İngiltere’de tescil edilmiş endüstri anıtı sayısı 14000, Avusturya’da 254, İsveç’te 200, eski Çekoslovakya sınırları içinde 1200, Polonya’da 400 civarındadır. İngiltere’de 700.000 listelenmiş yapı-özel bir koruma yasası-çok sayıda müze-sayıları belli olmayan yapılar vardır.

Avrupa Konseyi de, endüstri mirasının bir plan çerçevesinde korunması ve bu

konuya ilginin arttırılması için 1981’de başlayıp 5 yılda tamamlanan Türkiye dahil bir araştırma yaptırmıştır. Turizm ve endüstri arasında yeni bir bağlantı oluşturulmuştur. Endüstri mirasının korunmasındaki asıl sorun, yasal korumadan çok, idari ve ekonomik sıkıntılar olarak gözükmektedir. Endüstri yapılarının tümünün korunması mümkün değildir. Bu nedenle nitelikleri göz önüne alınarak acilen korunması gereken teknik ve mimari anıtlar belirlenmelidir. Endüstri anıtlarının belgelenmesi, İngiltere’de yapıldığı gibi yasal bir sisteme oturtulmalıdır. Endüstri arkeolojisi konusunda eğitim, öğrenimin her aşamasında verilmelidir. Her ülkede teknik ve endüstri mirası yerinde sergilenmeli ve korunması için endüstri müzeleri kurulmalıdır. Müze olarak kullanılamayacak, işlevini yitirmiş önemli endüstri yapıları yeniden işlevlendirilmelidir. Ancak bu konuda çok hassas ve dikkatli davranılmalıdır. Uluslararası bağlantılara ve bilgi-deneyim paylaşımına önem verilmeli, halkın ilgisini arttıracak çalışmalar yapılmalıdır.

Türkiye’de yasal durum özel bir koruma yasası olmamakla birlikte koruma

altına alınan endüstri yapısı ve kompleksleri vardır. Koruma altına alınan endüstri yapıları sayısı belli değildir. Yeni kurulan müzelerimiz vardır. Yeniden işlevlendirilen yapıların sayısı belli değildir.

Endüstri anıtlarını koruma konusunda uluslararası çapta en önemli örgüt Türkiye’nin de üye olduğu Uluslararası Endüstri Mirasını Koruma Komitesi dir. 2001’de tamamlanan projenin ilk aşaması kapsamında, endüstri mirası turizminin başladığı İngiltere, Hollanda, Belçika, Almanya gibi Avrupa ülkeleri, üye ülkeleri kapsayan bir “endüstri mirası güzergâhı” ve çeşitli durak noktaları belirlemişlerdir

Endüstri mirasını koruma yöntemleri:

1- Koruma yöntemlerinin ilki, herhangi bir müdahale yapmadan veya en az müdahale ile yeni bir işlev vermeksizin olduğu gibi korumadır

2- İkinci koruma yöntemi, çok az bir değişimle ve eski işlevine yakın bir işlevle korumadır.

3- Üçüncü seçenek yapıya müze işlevi vererek korumadır.

4- Dördüncü seçenek, endüstri anıtlarını yeni bir işlevle yeniden kullanmaktır.

Kaynaklar:

*Necdet Sakaoğlu-Divriği Demir Madenleri Müessesesi ve Cürek yerleşkesi

*Çekül Vakfı-Sivas-Divriği koruma raporları

*Y.Mimar Gül KÖKSAL

İstanbul’daki endüstri mirası için

Koruma ve yeniden kullanım önerileri

*Yerel kimlik sayı-28

*Sivas-Erzurum demiryol inşası

*Nuri Demirağ Ortaokulu

 
Adres : Söğütlüçeşme Cad.Siftah Sok.Kanarya Apt.No:17/2 Kadıköy/İstanbul
Tel : 0216 345 12 86 Fax : 0216 345 12 86
Mail : kadikoydivrigi@yahoo.com.tr - ihsancalapverdi@mynet.com - ahmetyozgatli-58@hotmail.com
 
  2013 Divriği Tabiat Varlıklarını Koruma ve Sosyal Yardımlaşma Derneği. Tüm Hakları Saklıdır.