MENGÜCEK KENTİ DİVRİĞİ
DUYURULAR / ETKİNLİNKLER
MENGÜCEKOĞULLARI

MENGÜCEKOĞULLARI

 

Erzincan, Kemah ve Şebinkarahisar’ı da egemenlik alanlarında tutan Mengücek hanedanının Divriği çevresindeki kolu, Mengücek Gazi’nin oğlu İshak’tan sonraki paylaşımda I. Süleyman’la 1150’lerde başlamış; “şah” ve”melik” sanını taşıyan, babadan oğula altı beyle temsil edildikten sonra 1270’lerde kapanmıştır.

 

     Kent, uzun tarihinde yegane kalkınışı, hatta parlayışı,1150’lerden 1250’lere değin yüzyıl boyunca Mengücekoğulları egemenliğinde yaşadığı doğrudur. Tarihsel kimliğinin en belirgin öğeleri olan kale, iki büyük cami, kümbetler, dârüşşifa, bedesten, köprüler, su tesisi ve hamamlar, çevredeki kervansaraylar bu yüzyılda inşa edilmiştir.

 

Divriği Mengücekleri hakkında kitabe (yazıt) bilgileri dışında tarihsel saptamalar sınırlı ve yetersizdir.  Asya kökenli bu Türk hanedanının varlığı ve soyağacı için güvenilir belgeler bıraktıkları eserlerin yazıtlarıdır. Divriği Mengücekleri’nin ilk meliki Emir İshak oğlu I. Süleyman (1142?- 1171?), kaledeki Süleyman Şah/ Hisar Camiini yaptırmıştır. Bu camiye özenli bir kapı cephesi ekleten oğlu Emir İsfehsalar Seyfeddin Şahin Şah’ın (1171? -1196) kendisi ve ailesi için inşa ettirdiği taş bezemeleri ve yazıtlarıyla dikkati çeken ve Sitte Melik Kümbeti (türbesi) kalenin eteğindedir. Şahin Şah’ın hacibi (veziri) Kamereddin’in daha yalın tasarlanmış kümbeti ise Sitte Melik’in güneydoğusundadır.  Şahin Şah’ın Asya kurganları tarzındaki kümbetinin frizindeki uzun yazıt, Orhun anıtlarındaki yazınsal anlatıyı çağrıştıran: “Alp Kutluğ uluğ hümayun Çeboğa Tuğrul Tekin” vb ululama sözcükleriyle Divriği egemenlerini Mengücek Gazi’ye bağlarken ailenin köklü bir Türk soyunu temsil ettiklerini de belgelemektedir. 

 

Şahin Şahın oğlu II. Süleyman Şah.(1196- 1220?), bunun oğlu da Divriği Külliyesini, kalenin dış surlarını ve kentin su tesisini yaptıran, yerel egemenliği yaklaşık 1220- 1243 arasında tarihlenen Melik Ahmed Şah’tır (1220- 1243) Bu bayındırlık âşığı melikin yaklaşık çeyrek yüzyıl süren dönemi, yoğun bayındırlık çalışmalarıyla geçmiştir. 1251’de kale surlarına, hayvan heykelleriyle somutlaştırılmış görkemli Arslanburç’u ekleten Melik Salih (1243? – 1270?) Ahmed Şah’ın oğlu ve Divriği Mengücekleri’nin sonuncusudur.

 

Ulucami’yi Ahmed Şah’la annesi Fatıma Hatun; bitişik Darüşşifa’yı da Mengüceklerin Erzincan Kolu hükümdarı Behram Şah’ın kızı Melike Turan Melek yaptırmışlardır. Yapılış tarihi, Hicri 626, Miladi 1228’dir.  Darüşşifa’nın bir hücresi daha sonra özel bir kubbe yapılarak iç türbeye dönüştürülmüştür ki yazıtsız olan buradaki mezarlar olasılıkla Ahmed Şah ve Turan Melek’e ve diğer aile bireylerine aittir.

 

      UNESCO Kültür Komitesince, 1985’te belirlenen ilk “Dünya Kültür Mirası” listesinde Türkiye’den seçilen 3 varlıktan (diğerleri İstanbul Tarihi Yarımada ve Kapadokya)  Divriği Ahmed Şah Turan Melek Külliyesi’dir. Dünya genelindeki ilk tescil listesinde bu anıt esere 144. sırada yer verilmiştir.

 

      İspanya’daki Elhamra’dan (14. yy)  Hindistan’daki Tac Mahal’e (17. yy) uzayan İslam uygarlıkları eksenindeki en eski ve en az onlar kadar değerli olan Divriği Külliyesi, Türk-İslam uygarlığının 13. yüzyılda mimarlık, yontu sanatlarında ulaştığı düzeyi temsil eden, özgün üslubuyla da tek ve eşsiz bir şaheserdir. Bugüne kadar mimari ve tezyini özellikleriyle korunmuş olması, külliyeye Selçuklu eserleri arasında ayrıca bir önem yüklemektedir.

 

      Divriği’deki bu ortak Mengücek eseri, günümüzde, dünyanın ve Ortadoğu’nun en görkemli mimarlık ve yontu anıtıları arasında ilk sırasında ve Anadolu’nun aydınlanma çağını simgeleyen başyapıttır. Benzerini ya da daha sanatlısını, Selçuklu sultanlarının, Konya’da Kayseri’de Sivas’ta yaptıramayışları; bu ayrıcalığı, Divriği melikiyle kuzenine bırakışları, yanıtı verilemeyen tarihsel bir olağan dışılıktır.

 

 

      Selçuklu dönemi Türk mimarisinin de tartışmasız baş eseri kabul edilen külliyenin mimarları ve yazı ustaları olan Hürremşah, Hurşad, Ahmed, İbrahim ve Mehmed’in imzalarına, aynı dönemin diğer Anadolu ve Ortadoğu eserlerinde rastlanmaz.

 

       Bu sanat abidesi, yüzyıldan beri bir dizi onarım- takviye amaçlı müdahalelere tabi tutulmuş ancak genel kabul görecek, koruma ve çevresel düzenleme amaçlı bir projeden yoksun bırakılmıştır. Son 50 yıl zarfındaki müdahalelerse yapıyı güçlendirmek şöyle dursun 8 asırlık direncini tehlikeye sokmuş; iç dış bezemelerine zarar vermiştir. Taşların tuzlanarak akmasına, içeride ve kapılarda yoğun rutubetin neden olduğu erimelere neden olan en özensiz ve bilim-teknik dışı operasyonlarsa son 1965- 2008 evresindedir. Teras örtüsünün defalarca değiştirilmesi; külliyenin oturduğu zeminin çevresinde, temel ve ana duvarları etkileyen, drenaj sistemini bozan, üstelik çok çirkin istinat, ihata, imla duvarları örülmesi,  etkilenme alanına kamu yapıları ve kaçak konutlar inşa edilmesi bu cümledendir.

 

       Yüzyıllarca iyi korunmuş bir dünya şaheserine, bilim ve teknoloji çağında, onarmak ya da restore etmek düşüncesiyle zarar vermek bir daha yinelenmemelidir. Türkiye genelinde giderek sıradanlaşan, retorasyon ilkelerine aykırı “yenileme” müdahalelerinin, dönüşümü olanaksız tahribatlar olarak eleştiriliyor. Bunlardan biri,  kuşkusuz en önemlisi 2008 yılında Divriği’de de yaşanmış ve Anadolu’daki Türk eserlerinin en eskilerinden 850 yıllık Kale Camii restore edilirken terasından sıvalarına kadar biçim ve malzeme değişikliğine uğratılmıştır.

 

         Divriği Külliyesi ve çevresi projesi kapsamına, Mengücek Kalesi, Külliye hamamı (Bekirçavuş), Bedesten ve kümbetlerin, arkeolojik araştırmalarda ortaya çıkacak diğer eserlerin de koruma veya restitüsyonlarının öngörülmesi tarihsel ve ilkesel bir gerekliliktir. Külliyenin kuzey doğusundaki, 1230- 1235 yıllarında Ahmed Şahın yaptırdığı kale, oğlu Melik Salih’in kitabesini taşıyan, Arslanburç (seyir kulesi / ahmedek) bunların başında gelmektedir.

 

         Anadolu ev mimarisinin, Mengücekler döneminden beri özgün bir gelişme alanı olan Divriği’de, Halen sivil mimari örneği kabul edilen ve en eskileri 200 yıllık olan 400 dolayında yapı bulunmaktadır. Bunlar, planları, “örtme”, “divanhane”, “toyhane” vb. özgün mekânları, cephe görüntüleri, ahşap – kerpiç –kireç ağırlıklı malzemeleriyle eski bir geleneğin uzantısı değerlerdir. Bunlardan, a) Külliyeye ve diğer Mengücek eserlerine mücavir alanlardakilere öncelik (örneğin eski Şehir Mahallesindeki Topçuoğlu (Deliosmanağa) ve Edebey, Sayigil evleri)  verilmek koşuluyla Ayanağa, Mühürdarzâde, Esadbey konaklarıyla özgün eski evler;  b) Arasta düzenindeki çarşı dokusu; c)18. yüzyıl yayılma alanındaki türbe, cami, mescit, hamam, çeşme ve köprüler de plana dâhil edilmelidir.

 

 

Necdet Sakaoğlu’nun Dünya Kültür Mirası Divriği Külliyesi makalesinden özet olarak alınmıştır.

 

 

 

MENGÜCEKOĞULLARI’NIN DİVRİĞİ’DEKİ ESERLERİ

 

 

MENGÜCEK KALESİ

AHMED ŞAH SU ŞEBEKESİ

ARSLANBURÇ

KALE CAMİİ

AHMED ŞAH ULUCAMİİ

TURAN MELEK DARÜŞŞİFASI

AHMEDŞAH ÇEŞMESİ

SİTTE MELİK TÜRBESİ

HACİB KAMEREDDİN TÜRBESİ

NUREDDİN SALİH TÜRBESİ

NAİB EŞREF TÜRBESİ

AHİ YUSUF TÜRBESİ

ARAPLIK TÜRBESİ

KÖRHANE

KARADONLU CANBABA TÜRBE VE ZAVİYESİ

MEDRESE-İ KÜBRA

MEDRESE-İ SİNANİYE

LALEİYE MEDRESESİ

ZEYNİYE MEDRESESİ

BEKİR ÇAVUŞ HAMAMI

AŞAĞI HAMAM

BEDESTEN

VECDEDDİN HANI

DİBLE HAN

BURMAHAN KERVANSARAYI

MURÇİNGE HANI

MURÇİNGE KÖPRÜSÜ

DUMLUCA HANI

 

Divriği 950 yıllık geçmişiyle anıtlarının yanı sıra zengin kültürüyle de Mengücekoğulları’nı temsil etmektedir.    

 

Divriği’de Mengücek Eserlerinin yanı sıra:

 

2 kale - 23 cami - 24 mescit - 8 türbe - 8 han - 3 hamam

 

24 tekke ve zaviye - 10 klise - 24 köprü - 16 çeşme - 24 mezarlık

 

50 tümülüs ve ören - 350 dolayında özgün mimarili ev ve konak

 

bulunmaktadır.

 

 
Adres : Söğütlüçeşme Cad.Siftah Sok.Kanarya Apt.No:17/2 Kadıköy/İstanbul
Tel : 0216 345 12 86 Fax : 0216 345 12 86
Mail : kadikoydivrigi@yahoo.com.tr - ihsancalapverdi@mynet.com - ahmetyozgatli-58@hotmail.com
 
  2013 Divriği Tabiat Varlıklarını Koruma ve Sosyal Yardımlaşma Derneği. Tüm Hakları Saklıdır.